www.ebruli.fforum.biz

Yazmak için yaşamak gerekmez,an gelir sadece yüreğe dokunur, o da yeter …
 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaKayıt OlGiriş yapMisafir Defteri
Dalgaları Aşmak
tıklayınız
Kardeşini Seç
tıklayınız
En son konular
» Yağmur Yağmasaydı ...
Cuma Ekim 02, 2009 11:50 am tarafından Ebruli

» BeşiktAşk
Cuma Eyl. 25, 2009 3:06 pm tarafından aysem

» Söylediler ve öldüler ..
Cuma Eyl. 25, 2009 3:03 pm tarafından aysem

» Duz Mantik
Cuma Eyl. 25, 2009 2:59 pm tarafından aysem

» Ben hüzünlerle sevdim şiirleri
Perş. Ağus. 20, 2009 8:38 pm tarafından Ebruli

» ---OYUN---
Paz Ağus. 16, 2009 11:19 pm tarafından elinin_koru

» Sisyphos Söylencesi
Cuma Ağus. 14, 2009 10:57 am tarafından Ebruli

» Pencere ...
Çarş. Ağus. 12, 2009 12:56 pm tarafından Ebruli

» KALBİM UNUT BU ŞİİRİ
C.tesi Ağus. 08, 2009 12:16 pm tarafından Ebruli

Haberler
Günlük burcunuz
Günlük Burç
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Istatistikler
Toplam 31 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: asre

Kullanıcılarımız toplam 333 mesaj attılar bunda 171 konu
En iyi yollayıcılar
Ebruli
 
aysem
 
billycan
 
guyana
 
wisewise
 
elinin_koru
 
Nomad
 
ercan-ergen
 
ReBeLLa
 
alicee
 

Paylaş | 
 

 Lanetlilerin dogusu

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
guyana
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 23
başarı sistemi : 7
Kayıt tarihi : 29/04/09

MesajKonu: Lanetlilerin dogusu   Ptsi Mayıs 04, 2009 10:47 am

Baloya hoş geldin çocuk, maskeli balomuza.. sonsuz gecede yapılan ve binlerce yıldır süre gelen, maskesini düşürenin öldüğü acımasız, bir o kadarda gizemli olan balomuza. eminim şu an kendini garip hissediyorsundur. haklısın, yeniden doğuşun olağan bir yan etkisi, nefes almadığını fark ettin mi? artık ihtiyacın olmayacak biz gecenin çocuklarıyız, yukardaki tarafından lanetlenmiş, lilith tarafından kutsanmış. artık sen bir kindred'sın. buna alışman biraz uzun sürecek. sıcak kanını içerken öldürdüğün insanın ölü gözlerine bakmak belki suçluluk duymana yol açacak, ama seni temin ederim, sonsuz hayatımızın her gecesinde, kalan insanlığımızın son parçalarınada veda ediyoruz. taki soğuk katiller olana dek. bu karanlık dünyada sana anlatacağım çok şey var, ama istersen en başından başlıyalım, tarihin ilk zamanlarından.
tarihin ilk zamanlarında, adem ve havva evlendi ve 3 tane oğulları oldu. caine, abel ve seth. ilk doğan caine, bitkileri yetiştirdi. onları suladı ve büyüttü, hayat verdi. ikinci doğan abel hayvanlara baktı. onları besledi ve büyüttü.
bir gün adem iki oğluna şöyle dedi. ''caine, abel, [yukardaki] için bir kurban vermelisiniz. öyle bir kurban ki hayatta en çok sevdiğiniz şeylerden biri olacak.''
caine, [yukardaki] için en tatlı meyvalarını, en olgun bitkilerini getirdi.
abel, [yukardaki] için en genç, en güçlü hayvanını kurban etti.
iki kardeşte kurbanlarını adem'in altar'ına koydular ve ateşe verdiler. duman onları yavaşça yukarı doğru götürdü. abel'ın kurbanı tatlı bir koku yaydı ve kabul edildi. caine'inki ise kabul edilmedi ve caine sert bir şekilde azarlandı.
ilk doğan ağlamaya başladı, gece gündüz [yukardaki]'ne dua etti.
adem kurban vaktinin yeniden geldiğini söyledi. abel yine en güçlü ve genç hayvanlarından birini öldürdü. caine ise eli boş geldi, çünkü kurbanının istenmeyeceğini biliyordu.
abel şöyle dedi; ''caine, neden bir kurban getirmedin?''. ilk doğan gözleri yaşlı bir şekilde kardeşinin kalbine mızrak saplayarak onu kurban etti, hayatta en çok sevdiği şeyi.
[yukardaki] onu cennetten attı, ve nod denilen bir yere sürgün etti.
caine karanlıkta yanlız kalmıştı. açtı, üşüyordu ve ağlıyordu... karanlığın içinden tatlı bir ses geldi. siyahlar içinde bir kadın caine'e doğru yaklaştı.
''hikaye'ni biliyorum, nod'lu caine. açsın, bende yemek var. üşüyorsun, bende kıyafetler var. üzgünsün, bende rahatlık var''
''benim gibi lanetli birini niye rahatlatasın? neden giydiresin? neden besleyesin?''
''ben senin babanın ilk karısıyım. yukardakine karşı geldim ve özgürlüğü karanlıklarda buldum. ben lilith'im. bir zamanlar bende üşüyordum. benim için sıcaklık yoktu. bir zamanlar bende açtım, benim için yemek yoktu. bir zamanlar bende üzgündüm, benim için rahatlık yoktu.''
lilith caine'i ağırladı ve onu besledi, rahatlattı. caine onun evinde bir süre kaldı, ve birgün ona sordu:
''sadece karanlıktan, bu evi nasıl yaptın? nası kıyafetler yarattın? nası yiyeceklerini yetiştirdin?''
lilith gülümsedi ve cevap verdi: ''ben uyandım. bu sayede istediğim gücü yaratıyorum''
''beni de uyandır lilith, benim de güce ihtiyacım var. bende kendi evimi, giysilerimi, yiyeceklerimi yaratmalıyım.''
''uyanmanın sana ne yapacağını bilmiyorum. sen baban tarafından lanetlendin. ölebilirsin, sonsuza kadar değişebilirsin.''
''güç olmayan bir yaşamın ne önemi var? sen olmadan ben ölürüm, ama senin kölen olarak yaşayamam.''
lilith caine'i seviyordu. bunun olmasını istemesede caine'in istediğini yaptı ve caine'i uyandırdı. bileğinden gelen kanı bir kaba koydu ve caine'e içirdi. caine abyss'e düştü, o kadar uzun düre düştüki bu ona sonsuzluk gibi geldi. gözlerini açtığında karanlık bir yerdeydi.
karanlığın içinde caine parlak bir ışık gördü. gecede parlayan ateş, michael, kutsal ateşin koruyucusu ona gelmişti, ve şöyle dedi. ''adem ve havvanın oğlu, suçun büyük ama babamın bağışlıyıcılığı da çok büyük. o seni affetti.''
caine cevap verdi; ''[yukardaki]'nin acımasıyla değil ancak kendi vicdanımla gurur içinde yaşayabilirim.'' ve reddetti.
ve michael ona ilk lanetini verdi:
''bu diyarlarda gezdiğin sürece, sen ve senin çocukların ateşten korkacak. ateşim sizin derinizi yakacak ve sizi mahvedecek.''
o gecenin sabahında, ufuktan raphael göründü. güneşin koruyucusu. caine'e şöyle dedi
''adem'in oğlu, havva'nın oğlu, kardeşin abel cennetten senin günahlarını affetti. tanrının bağışlamasını kabul etmeyecek misin?''
caine cevap verdi; ''abel'ın bağışlaması bir şey ifade etmez. ancak ben kendimi affedebilirsem gerçekten affolmuş sayılırım'' ve reddetti.
ve raphael ona ikinci lanetini verdi:
''bu diyarda gezdiğin sürece sen ve senin çocukların gün doğuşundan korkacak. güneşin ışınları sizi ateş gibi yakacak. şimdi git ve karanlık bir yere saklan, güneşin gazabını hissetmemek için.''
caine kaçtı ve karanlık bir mağraya saklandı ve orda uyudu. uyandığında ölüm meleği uriel onu kanatlarının arasında tutuyordu. caine'e şöyle dedi:
''adem'in oğlu, havva'nın oğlu, tanrı senin bütün günahlarını bağışladı, kabul et ve bütün lanetlerinden kurtul.''
caine cevap verdi; ''tanrının bağışlamasıyla değil, kendi bağışlamamla yaşayacağım. ben benim. yaptıklarımı yaptım. bu asla değişmeyecek''
ve tanrının kendisi, uriel'ın ağzından caine'e son lanetini verdi.
''sen ve senin çocukların, bu diyarda gezdiği sürece karaklığa tutunacaklar. sadece kan içecekler. sadece kül yiyecekler. ölümde olacakları gibi olacaklar, ama ölmeyecekler ve hep yaşayacaklar. son günlere kadar dokunduğunuz her şey yok olacak.''
bu lanetle caine acı bir çığlık attı. gözlerinden kan geldi. bu gelen kanı bir kabın içine doldurdu ve içti.
kafasını kaldırdığında gabriel karşısında duruyordu, ve ona şöyle dedi:
''adem'in oğlu, havva'nın oğlu. babamın bağışlayıcılığı bildiğinden çok daha büyük. şimdi bile affedilmeye bir yol açıldı. bu yola [golconda] diyeceksin. çocuklarına ondan bahset, çünkü sadece bu yolla yeniden ışıkta yürüyebileceksiniz.''
işte ilk vampir'in oluş hikayesi ve vampirlerin lanetlerini nasıl aldığı..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
guyana
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 23
başarı sistemi : 7
Kayıt tarihi : 29/04/09

MesajKonu: Geri: Lanetlilerin dogusu   Ptsi Mayıs 04, 2009 10:48 am

eğer bir yerde bir topluluk varsa, orda rekabet vardır. vampire dünyasında da bu aynen böyledir. vampirler günümüzde üç tarafa ayrılmışlardır. camarilla, sabbat ve independent'lar. her tarafta farklı sayıda clanlar vardır. clan kelimesinin vampire'daki anlamı biraz daha farklıdır. bir clan, ilk vampir caine'in torunlarının birinden türemiştir ve genelde onun adını taşırlar. mesela caine'in 13 torunundan biri olan ventrue'dan türeyen vampirler "ventrue" clanına mensuptur.
camarilla, 6 clandan oluşan bir topluluktur. insanlıklarını kaybetmemeye uğraşırlar ve varlıkarını insanlardan gizlerler. eğer bir camarilla mensubu varlığını herhangi bir şekilde bir ölümlüye belli ederse, çok ağır cezalara çarptırılır (şehrin camarilla prensinin insafına kalır). camarilla'nın vampire dünyasındanki gücü, daha çok kaba kuvvetten gelmez. camarilla dünya üzerindeki insanları kontrol altına alarak politik üstünlük sağlamıştır. bir camariila şehrindeyseniz oranın valisi, polisi, ambulansları ve hatta çöpçüleri bile camarilla kontrolü altındadır.
her şehri bir prens yönetir. şehrin en üst düzey kişisidir. prensin üstünde justicar'lar vardır. justicarlar camarilla'nın en üst düzey yöneticilerinin bulunduğu inner council'ın emirlerini yerine geitrirler. inner council'ın kimlerden oluştuğu bilinmemektedir. şehirlerde ise düzeni "şerifler"' sağlar. şerifler daha çok ölümlü dünyanın polisleri gibidir.
camarila'nın vampirler için kullandığı isim "kindred"dır. camarilla içinde asla "o bir vampir." denilmez. bunun yerine: "o bir kindred" denir.
camarilla'nın 6 tane geleneği vardır. bu geleneklere camarilla'nın iç kanunları da denebilir. bu kanunlardan herhangi birini çiğnemek, başınıza çok kötü şeyler gelmesini sağlar.
birinci gelenek : maskeli balo
kindred olduğunu kimseye göstermeyeceksin.
ikinci gelenek: bölge
senin bölgen seni alakadar eder. bölgene gelen herkes sana saygı göstermelidir. bölgende senin dediklerine karşı çıkılamaz.
üçüncü gelenek: çocuk
senden daha yaşlı birinden izin almadan çocuk yapamazsın. (buradaki "çocuk yapma" sözü, bir insanı vampir'e dönüştürmektir.). eğer izinsiz çocuk yaparsan, sen ve çocuğun öldürülürsünüz.
dördüncü gelenek: himaye
senin vampir yaptıkların senin çocuklarındır. çocuğun eğitilene kadar senin gözetimin altındadır. onun hatalarının cezasını sen çekersin.
beşinci gelenek: misafirperverlik
eğer bir şehre yeni gelmişsen, o şehrin yöneticisine kendini tanıtacaksın. kabul görmeden, sen hiçbirşeysin.
altıncı gelenek: yokediş
kendi türünden birini yoketmeyeceksin. yoketme hakkı senden yaşlılara mahsustur. ancak aranızda en yaşlı olan "blood hunt" ilan edebilir. (blood hunt: eğer bir kindred camarillaya karşı çok büyük bir suç işledi ise, şehrin ileri gelenleri blood hunt ilan eder, ve o kindred görüldüğü yerde öldürülür.)
camarilla'da altı clan olduğundan bahsetmiştim. bunlar: brujah, malkavian, nosferatu, toreador, ventrue ve tremere'dir. clanları sonra etraflıca anlatacağım, şimdilik sadece üstünden geçiyorum.
brujah: iflah olmaz asiler ve punklar. çok iyi savaşçılardır ve camarilla'nın ana dövüş gücüdür. zayıf yönleri ise diğer kindredlara nazaran kendilerini daha çabuk baybetmeleridir.
malkavian: deliler, ruhi bozukluğu olan kindredlar. genelde akıllı beyinlerin göremediklerini görürler.
nosferatu: iğrenç görünüşlü kanaliyazson fareleri. yeraltında ve kanalizayson borularında yaşarlar. iğrenç görünüşleri yüzünden egolarını en iyi bastıran clandır. çoğu şeyi bilirler ve duyarlar.
toreador: sanatçılar. sanata hayatlarını adamış kindredlar.
tremere: büyücü kindredlar. camarilla'nın elindekş en tehlikeli silah. müthiş zekaları ve politik oyunlardaki başarıları onları camarilla'nın vazgeçilmez üyeleri yapıyor.
venture: aristokratlar. camarilla'nın liderleri. politik alanda çok aktiftirler ve çoğu yerde bağlantıları vardır.
geçen yazıda camarilla'dan kısaca bahsetmiştim. bu yazımda ise sectler arasında kişisel favorim olan sabbat'tan bahsetmek istiyorum. sabbat'ın ifade ettiği anlam çoğu kişiye göre değişiktir. genç bir sabbat üyesi için tam bir parti salonu, yaşlılar içinse antediluvianlara karşı savaşın en efektif yolu. camarilla içinse tam bir korku kaynağı. sabbat vampirleri insanlıklarını kaybetmiştir. onlara göre vampirlerin insanlardan gizlenmesinin gereği yoktur. sabbattaki vahşetin boyu artık öyle derecelere gelmiştirki insanın tüylerini ürpertici sporlar geliştirmişlerdir kendilerine. şehrin ortasında gerçek silahlarla kovboyculuk oynamak, ölümlülere karşı vampirik güçlerini kullanarak futbol maçı yapmak (ve genelde maç sonunda bütün ölümlüleri parçalamak) ve çarpışan gerçek arabalar bunlardan bazılarıdır.
sabbat bünyesinde sadece iki klan barındırmaktadır. bu iki kurucu klanın adı "lasombra" ve "tzimische" dir. bu iki kalnın yanında onlara hizmet eden "antitribu" lar vardır. antitribu nun anlamı, klanının mensup olduğu sect'i terkedip karşı secte geçen vampirler. bütün camarilla clanlarının, sabbat'a geçen antitribuları vardır. sabbatın vampirler için kullandığı kelime ilk vampir caineden gelen "cainite" dır.
sabbatın dünya üzerinde en aktif olduğu mekan ispanyadır. çünkü kurucu klan lasombra'nın vatanı burasıdır. sabbat'ın rütbeleri, hristiyan alemindeki rahip sıfatlarıyla aynıdır (bishop, archbishop, templar, cardinal vs..). bunun sebebi sabbatı'ın hristiyan dünyasına olan sempatisi değil, karanlık çağlar zamanında kiliseyi kontrol altında tutan lasombra'nın alışkanlıklarıdır. sabbat'ın genel felsefesi ise onları manipüle eden yaşlı vampirlere karşı açılan bir savaştır. onlara göre eğer bir vampir diğerine söz geçirebiliyorsa bu onun yaşlı oluşundan değil, daha güçlü olmasındandır. camarilla'dan, independentlerden ve diğer bütün vampirlerden nefret ederler. insanları ise onlar için sadece yemektir, onlara karşı hiçbir duygu beslemezler. zaten sectte geçirdikleri seneler ve aldıkları eğitim yüzünden insaını hiçbir duyguları kalmamıştır.
advocatis diabolus
sabbatın en tehlikeli yanlarından biri ise bünyesinde barındırdığı "infernalist"lerdir. infernalistler iblislere ruhlarını satmışlar, ve bunun karşılığında inanılmaz şekilde güçlenmişlerdir. infrenalizm'i yaratan tremere antitribu klanının toptan yokoluşu bu gücün kısa sürdğünün ironik bir kanıtıdır. fakat bu kısa süre içinde ellerindeki inanılmaz güç camarilla'nın dizlerini titretmeye yeterdir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
guyana
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 23
başarı sistemi : 7
Kayıt tarihi : 29/04/09

MesajKonu: Geri: Lanetlilerin dogusu   Ptsi Mayıs 04, 2009 10:49 am

sabbat clanları
lasombra: güç delisi vampirler. sabbatın kurucuları ve yöneticileridir. güç için her şeyi yapabilirler. şeytana ruhlarını satmak pahasına bile olsa.
tzimische: gotik vampirler. filmlerde anlatılan "dracula" konseptine en yakın olanlar tzimischelerdir. sabbatın ikinci kurucularındandır ve tremere antribu'nun gidişiyle sectteki büyü gücü onlara kalmıştır.
gangrel antitribu: camarilladaki kuzenlerinden daha vahşidirler. insanlığı bırakıp tamamen hayvansal dürtüleri geliştirmişlerdir. geceleri çıplak ellerle kurbanlarını avlayıp sıcak kanla beslenmek en büyük zevkleridir.
brujah antiribu: onlara camarilladaki kuzenleri gibi asi demek büyük hata olacaktır. onlar tamamen anarşist ve kaotik vampirlerdir. çok iyi dövüşürler ve genelde insanlara bunu göstermekten zevk duyarlar.
assamite antitribu: suikastçiler. arap kökenli bu vampirlerin aldığı eğitim ve kanlarından gelen disiplinleri sayesinde onlardan korkmamak imkansızdır. öldürme sanatının ustaları olan bu vampirler genelde "göze batan" şahısları ortadan kaldırırlar.
toreador antitribu: onlar için sanatın farklı bir anlamı vardır. onlar için yüzülmüş insan derileri veya işkence sırasında çığlık atam insanlarda pekala güzel sanat olabilirler.
nosferatu antitribu: camarilladaki kuzenlerine en fazla benzeyen antitribudur. tek farkları insanlığa inanmayışları ve lağım faresi olarak yaşamayı benimsemeleridir.
malkavian antitribu: onlardaki delikik inanılmaz boyutlar almış ve sapıklığa dönüşmüştür. insanları delirtmekten büyük zevk duyarlar. o kadar manyaktırlarki sabbat üyeleri onlara ihtiyaç olana kadar onları zindanlara kapatır.
ravnos antitribu: göçebe yaşıyan çingeneler. şeyanın kendisinden bile kurnaz ve aldatıcı oldukları söylenir.
ventrue antitribu: şovalyeler. tamamen ortaçağ şovalyeleri gibi davranırlar. onurları ve kılıçları onlar için hayatlarındaki en önemli şeylerdir.
salubri antitribu: camarillayı yoketmek onların en büyük amaçlarıdır. bu garip savaşçıların savaşırken alınlarında üçüncü bir gözün açıldığına şahit olanlar vardır.
blood brothers: tremere antitribu tarafından büyüyle yaratılmış ve savaşmaktan başka bir işe yaramıyan vampirler. başka işe yaramamalarına rağmen tek işlevlerini çok iyi yerine getirirler.
harbingers of skulls: secte yeni katılan bu vampirler hakkında fazla birşey bilinmemektedir. cesetler gibi görünüşleri ve necromatik güçlkeri vardır.
kiasyd: sabbat scholarları. bir bakıma wise vampirler. bilinmeyen şeyleri danışmak için birebirdirler.
serpents of light: voodoo büyüleriyle uğraşırlar. garip giyinişleri ve yılanlara olan sempatileri ile bilinirler.
panders: klanı olmayanların klanı. kural çok basittir." ne olduğunu bilmiyorsan, sen bir pandersın"
habercilerim bana bu sabah şehrin şenlendiği haberini getirdiler. kendilerine "avcı" diyen bir iki salak ve uyuz köpekler şehrimize gelmiş. duyduğuma göre gelenler arasında hayaletler bile varmış. bir bakıma iyi oldu tabi uzun zamandır eğlence arıyordum. şehir bir iki hafta içinde "aydınlanırsa" hiç şaşırmayın.
geçen yazılarımda size vampir dünyasının iki sectinden bahsetmiştim. bu yazımda ise bu sectlere girmeyi reddetmiş veya sectlere alınmamış olan klanları yazacağım. bu klanlara independentlar denir, bir klanın independent olma sebebi genelde çok özel ve sadece kendini ilgilendiren amaçları olması, kötü ünü veya basitçe sectler için çok güçlü olması olabilir. öte yandan klanından çıkıp "yanlız takılmayı" tercih eden vampirlere ise anach denir. bu tür bir vampir olmak için ya çok güçlü olmalısınız, ya arkanızda çok güçlü birileri olmalı. yada her ikisi...
independent klanlar
assamite: orta doğu kökenli vampirlerdir. yüzyıllar boyunca kiralık suikastçiker olarak çalıştırlar. yakın zamanda üstlerindeki lanetin kalkmasıyla eski hallerinden çok daha korkunçlar. bütün kendi içlerinde çok dürüst ve onurlu olmalarına rağmen diğer vampirlere karşı merhametleri yoktur. independentlar arasında en çok korklulanlardır.
followers of set: mısır kökenli olan bu vampirler camarilla ve sabbat tan çok daha eski olduklarını ve çok daha büyük amaçlara hizmet ettiklerini iddia ederler. kendilerine setite da derler. davranışları aynı yılanlara benzer. setitelar kadar iki yüzlü yalancı ve güvenilmez klan yoktur. eskilerin şöyle bir sözü vardır: "eğer ortada bir sorun varsa, setiteları suçlayın."
giovanni: klandan çok bir aileye benzerler. embrace edilenler zaten ölümlüyken de giovanni ailesinindendirler. daha çok bir mafyayı andıran bu güçlü necromancerların iki amacı vardır. güç ve para elde etmek ve ölümün sırrını çözebilmek. herhangi bir secte üye olmamalarına rağmen istedikleri zaman müttekfik bulabilmişlerdir.
ravnos: hint ve çingene kökenlidirler. hayatlarındaki en büyük amaçlar suç işlemek ve kuralları bozmaktır. klan içi organizasyon çok zayıftır fakat bireysel olarak çok güçlü ilizyonistlerdir. sabbat ve camarilla bölgelerine girmekte bir sakınca görmezler, sonuçta biraz tehlike olmadımı suçun zevki nasıl çıkar.
gangrel: en yeni independent olmuş klandır. yakın bir zamana kadar camarilla üyesi olan gangreller bilinmeyen bir sebepten dolayı bütün politik desteklerini ve haklarını geri çekip sectten ayrılmışlardır. vahşi düşünceleri ve hayvansı körünüşleriyle insandan çok kurtları andırırlar.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
guyana
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 23
başarı sistemi : 7
Kayıt tarihi : 29/04/09

MesajKonu: Geri: Lanetlilerin dogusu   Ptsi Mayıs 04, 2009 10:50 am

geçen üç yazımda size vampir toplulukları hakkında bilgi vermeye ve bu topluluklara kabaca gözden geçirmeye çalıştım. bu yazımda ise sizlere vampirlerin tarihini anlatacağım. birkaç yazı sürecek olan bu dizi roma imparatorluğundan başlayarak günümüze kadar olan önemli tarihi olayları kapsayacak. dizinin ilk yazısı olan bu yazıda sizlere ilk çağda geçen olaylardan bahsedeceğim.
1) ilk çağ ve kartaca
ilk çağ zamanlarında vampirler dağılmışlardı, kendi yollarını ve kaderlerini çizmek için. eski britanya'ya, roma'ya ve yunanistan'a gittiler ve orada tanrılar gibi görüldüler. onların hikayeleri hala günümüzde "mitoloji" adı altında anlatılır.
fakat vampirler nereye gitse orda düşmanlık çıkardılar. yunanistandaki vampirler spartadaki düşmanlarıyla savaşıyorlardı. mahvolan iki şehrin durumundan yararlanan makedonyalı vampirler buraları işgal edip yeni topraklara kavuştular. ama en önemli düşmanlık kartacadaki ve romadaki vampirlerin arasında olanıdır ve vampir tarihini büyük ölçüde etkilemiştir.
kartaca hakkındaki yorumlar kime sorarsanız değişir. bazıları bunu vampirlerin gelmiş geçmiş en büyük başarısı olarak görürken, bazıları ise hiç var olamamasını diler. karar her zamanki gibi tarihindir. fakat kartacanın tarihte bıraktığı büyük izler tartışılamaz. 2000 yıl önceki bir şehir yüzünden hala günümüzdeki vampirler savaşmaktadır.
kartaca görülmeye değer bir yerdi. iberyaya kadar yayılmış olan ticaret bu şehri greko-romen dünyasının en zengin şehirlerinden yapmıştı. zamanla kartaca o kadar gelişti ve güzelleştiki, roma bile yanında sönük kalmaya başladı ve bu durum rolmalıları fazlasıyla rahatsız ediyordu.
kartaca aslen klan brujah tarafından yapılmış bir deneydi. klan brujah'ın amacı insanlar ve vampirlerin ilk şehirdeki (enoch) gibi barış ve uyum içinde yaşamalarıydı. bu bir süre böyle devam etti. insanlar vampirlerin farklılıklarını anladı ve onlara saygı gösterdi. mezbahalardaki kanlar onlara hediye edilirdi ve asla şehirde bir vampir ve bir insan kavga etmezdi.
öteki taraftan romadaki vampirler, özellikle klan ventrue ve klan malkavian, bu deneyi sakıncalı buldular. onlar ilk vampir caine'in insanlar ve vampirler arasında sadece düşmanlık olabileceğine dair olan sözlerini hatırladılar. kartaca'nın zenginlikerini, güzelliklerini ve huzurunu kıskandılar ve zaman içinde o kadar kızdılarki kartacanın yok olması için harekete geçtiler.
uzun süren savaşlar ve kandan sonra romalılar amaçlarına ulaştı. şehir yakılıp yıkılmıştı. alevlerden kaçmak için torak altına girenler boynuzlara geçirilip öldürüldü. kaçmayanlar ise şehirle birlikte yakıldı. kartaca katliamından kaçabilenler ise bu büyük düşüşün hikayesini (ve kızgınlığını) seneler sonraya kadar taşıdılar.

genç cainite yavaşça içeri girdi ve etrafına bakındı. burası madrid başpiskoposu ambrosio luis monçada'nın taht odasıydı. yüzyıllardır sabbat'ın kalesi olan ispanyada, madrid kentinde bulunan başpiskopos, buradan çok büyük başarılara imza atmıştı. onun bu vasıfları daha insanken bile belliydi, insan olarak yaşarken monçada gerçek bir başpiskopostu. ispanya hükümeti ve tanrının kilisesi için yaptıkları hala hatırlanmaktadır. mükemmel bir lider, akıllı bi stratejist ve tabii eşi bulunmaz bir manipulatör. bazıları onun tanrının kendisi tarafından bile kutsandığını söyler.
"güzel değil mi?" dedi monçada, elindeki satranç taşını genç lasombraya uzatarak. adam taşı dikkatlice inceledi. taş fildişinden özenle yapılmıştı. çok güzel giyimli ve takılı bir genç kadın, uzun saçlıydı ve zarif görünüşlüydü. o kadar gerçek görünüyorduki sanki canlanıp onu bu şekilde tuttuğu için adama hesap soracaktı.
"bir... vezir?" dedi adam.
"lucita, benim çocuğum. laf dinlemez, başına buyruk, buna rağmen çok sevdiğim. buraya gelmeyeli uzun seneler oldu. fakat vykos bana bunu yapacak kadar inceydi."
"vykos? tzimische olan vykos mu?"
"evet. o elindekini ve geri kalan bütün seti benim için kemikten yaptı."
monçada odanın köşesindeki satranç tahtasına işaret etti. ebonit ve altın renklerindeki tahtada bir elin avcunu dolduracak kadar taş vardı ve herbirinin suratları birbirinden farklıydı. adam tahtaya yavaşça yaklaştı ve incelemeye başladı. piyonlardan birinin suratı onunkinin aynısıydı.
"yazık..." dedi monçada. "bir çok parçayı tahtadan süpürmek zorunda kaldık..."
vampirler güvenilmez yaratıklardır. vampirler dost olmaz, vampirler sevgi duymaz ve en önemlisi, vampirler iyilik yapmaz. birbirlerini ve ölümlü dünyayı manipüle ederek güç veya tatmin elde etme sevdası bazıları hariç bütün vampirlerde görüldüğü gibi, dünya yok olana kadar birbirlerine düşman olmak ve kuyusunu kazmak bütün vampirlerin doğasında vardır. (bu azrail tarafından caine'e bir uyarı olarak bildirilmişti).
vampirlerin karakteristik özelliklerini en çok gösterdiği devir kuşkusuz karanlık çağlardır (yaklaşık 1000 - 1400 seneleri arası). öğrenmeye ve bilgiye verilen değer yitirilmiş, aydınlar kilise tarafından yakılmaya başlanmış, feodal sistemde çoğu vampir olan zalim derebeyleri tarafından yönetilen avrupa halkı sefaletten bitap düşmüştü.
bu devirde vampirler o kadar güçlüydüki bazıları vampir olduklarını gizlemezlerdi. dünya devletleri, ordular ve en önemlisi tanrının kilisesi vampirler tarafından kesin bir şekilde kontrol edilmekteydi. insanlar yavaş yavaş inançlarını kaybetmeye başlamıştı. öğrenmeye, akla, güzel günlere ve tabiiki büyüye olan inancını. artık dünya, vampirler tarafından sömürülen ve bu yaratıkların kendi zevkleri için oynadığı türlü oyuna mekan olan ümitsiz bir yerdi.
bu gidişat ilk haçlı seferlerinin sonuna kadar sürdü. hezimete uğrayan ve kutsal toprakları müslümanların elinden alamayan kilise büyük bir organizasyona girişti. kendi içindeki çürümüşlüğü yok etmeye karar veren kilise avrupada bir fırtına gibi esti. bulunan her vampir, büyücü, müslüman, yahudi, temelde hristiyan olmayan her şey yargılanmaya başladı. avrupanın güçlü vampirleri teker teker kazıklarda yakılmaya başlandı, artık vampirler için bir çağ kapanıyordu ve açılan yeni çağın neler getireceğini sadece tanrı bilirdi.
avrupanın yaşlı vampirleri paniğe kapılmıştı. kilise kontrollerinden çıkmış, büyük bir kararlılık ve azimle onlara karşı bir sefer başlatmıştı. kaçmak için bir şekilde vakit kazanmaları lazımdı ve bunun için en iyi yolun onlardan genç vampirleri öne sürerek feda etmek olduğuna karar verdiler. birçok genç vampir bu yüzden kilise tarafından yok edildi. fakat hepsi değil, bu "feda edilenler" grubundan sağ kalan gençler "anarch hareketi"'ni başlattılar. anarch ünvanını alan bu vampirler üzerlerindeki yaşlı vampirlerin kurduğu otoriteyi kesinlikle reddedip kendi başlarına sağ kalmayı öğrendiler. haklı ve onurlu bir amaç için başlayan bu hareket zamanla değişti ve anarchlar sebepsizce etrafa zarar vermeye başlamıştı. kendilerine birşeyler öneren herkes için çalışıp, içlerindeki son onur ve haysiyet kırıntılarını da yok ettiler. sağ kalmayı başarmalarındaki en büyük etken berabercene hareket edebilmeleridir. o zamanın yaşlı vampirleri o kadar paranoyak ve uzlaşmazdıki hepsi kendi başına hareket ediyordu. bir çoğunun sonu bu yüzden geldi.
fakat birleşme kaçınılmazdı. 1450 senesinde 7 klandan oluşan (toreador, ventrue, tremere, gangrel, malkavian, nosferatu, brujah) ilk camarilla kuruldu. yaşlılar ilk kez bir araya gelmenin sıkıntısını yaşıyorlardı, herkesin birbirine karşı yüzyıllardan gelen düşmanlıkları vardı. fakat birleşme yaşlılara güç getirdi. organize olan yaşlılar kilisenin gazabından kurtuldular ve anarchlara karşı kanlı bir savaşa giriştiler. yaklaşık olarak 40 sene süren savaşta camarilla kazandı ve devam etmenin intihardan farksız olacağını anlayan anarchlar teslim oldular. 1493 te dikenlerin toplantısı "convention of thorns" anlaşması ile savaş kesin olarak bitti. teslim olmayı reddeden bir grup anarch yeniden toplanarak sabbat'ı kurdu. sabbat ve camarilla günümüzde hala amansızca savaşmaya devam etmektedirler.


KAYNAK EK$ISOZLUK
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Lanetlilerin dogusu   Bugün 6:56 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Lanetlilerin dogusu
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
www.ebruli.fforum.biz :: Edebiyat ve Biz :: Öyküler-
Buraya geçin: